Türk Mali Tarihi

Türk Mali Tarihi

  1. 1923 Öncesi Dönem:

Osmanlı Devletinin son yıllarında ekonomi  kötü durumdaydı. 1689 yılında Karlofça Antlaşmasıyla Osmanlı Devleti toprak kaybetmeye başladı. Osmanlı halkında tarım haricinde ve azınlıklar dışında üretime dayalı bir faaliyet yoktu. Savaşların kazanılamaması nedeniyle de ülkeye ganimet geliri ve vergi geliri de girmemekteydi.  Hatta kaybedilen savaşlar nedeniyle savaş tazminatı  ödenmekte ve kaybedilen topraklardan elde edilen gelirler de alınamamaktadır. Sanayi devrimi ile üretime dayalı ilerleyen batı, sürekli güç kazanmakta, Osmanlı ise güncel teknolojiyi yakalayamaması nedeniyle geri kalmaktaydı. Batının teknolojisinin alınması yerine taklit yoluna gidilmesi de ekonomiyi daha kötüye götürmekteydi.  1789 Fransız ihtilali ile milliyetçilik akımının güçlenmesi, toprak kayıplarını arttırmış ve ekonominin daha da kötüye gitmesine vesile olmuştur. Bu durum daha sonraki zamanlarda duyun-i umumiye idaresinin kurulmasına (Osmanlı ekonomisinin dış güçlere teslim edilmesine) kadar varmıştı.  Sultan 2. Abdulhamid zamanında Osmanlı, borçlarını yarıya indirse de sonrasında 93 harbiyle ekonomide yeniden bir bozulma başlamıştır.

1912-1913 Balkan savaşında Osmanlı’nın kendisinden ayrılan azınlıklara yenilmesi ekonomik ve teknolojik anlamda gerilediğinin de açık bir göstergesidir. 1913 yılında yapılan nüfus sayımına göre 17.000.000 olan nüfusta 1. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşıyla birlikte 2.000.000 civarı azalma olmuştur.  1922 sonrasında yapılan mübadele sonucu nüfusta yine değişiklikler olmuştur. Sonuçta 1924 teki sayıma göre nüfus  13.000.000 civarına gerilemiştir. Böylece 1923 te kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin daha homojen bir yapıya sahip olması durumu ortaya çıkmıştır. Ayrıca mübadele sonucu daha çok ticaretle uğraşan kesimin göç etmesi, ülke ticaretini sekteye uğratmıştır.

  1. 1923- 1930 Dönemi

Bu dönemde kurulan cumhuriyetin ideolojisi batılılaşmadır. Bunun üzerine iktisat ideolojisi kurulacaktır. Batılılaşmanın benimsenmesiyle iktisadi anlamda kapitalistleşme yani sanayi kapitalizmi hedef edinilmiştir. Yerli bir Türk burjuvazisi oluşturulmak istenmiştir. Milli gelirin yaklaşık olarak yarısı tarımdan elde edilmiştir. Özel kesimin sermaya birikimi az, beşeri sermaye zayıf ve kurumsal altyapı gelişmemiş durumdadır. Ulusal ekonomi yaratılmaya çalışılmıştır. Buna yönelik demiryolu çalışmaları yapılmış ve bununla birlikte şehirlerarası ticaret artılırmaya çalışılmıştır. Osmanlı idaresinin verdiği kapitülasyonlar nedeniyle kötüye giden ekonomiyi yeniden iyileştirmek amaçlanmıştır. 1924 Lozan Barış Anlaşmasıyla kapitülasyonlar kaldırılmıştır. bu dönemin 3 önemli mali olayının olduğunu söyleyebiliriz.  Bunlar,

  1. 1923 İzmir İktisat Kongresi
  2. Aşar vergisinin kaldırılması
  3. Lozan Barış Antlaşması

2.1. İzmir İktisat Kongresi:

Bu kongrede toplumun her kesimi ( tüccar, çiftçi, işçi, sanayici ve devlet) temsil edilmiştir. Bu kongrede yerli üretimin teşvik edilmesi, lüks ithalattan kaçınılması, girişim ve çalışma özgürlüğünün teşvik edilmesi, tekel oluşumlarının önüne geçilmesi, yabancı sermayeye ekonomiye katkı sağlamak ve tekel oluşturmamak koşuluyla izin verilmesi gibi kararlar alınmıştır. Bunun üzerine yeni bankalar kurulmuş,  tarımın desteklenmesi kararı alınmıştır. İzmir İktisat Kongresinde Alınan Kararlar aşağıdaki gibidir:

  • Sanayide öncelikli olarak hammadde bakımından yurtiçinde üretim yapılabilen alanlara yönelinmelidir.
  • Küçük işletmeler yerine seri üretim yapabilen fabrikalar ve imalathaneler kurulmalıdır.
  • Özel sektörün yetersiz olduğu alanlarda devlet devreye girmelidir. Ayrıca devet ekonomik vasfı olan bir organ haline gelmelidir.
  • Bazı özel teşebbüslere kredi sağlama amacıyla bankalar kurulmalıdır.
  • Sanayi dış ülkelerle rekabet edebilecek hale gelmelidir. Bunun için bütün halinde kurulmalıdır.
  • Yabancı tekellerin oluşumu engellenmelidir.
  • Fabrikalaşma ve sanayide millileşme teşvik edilmelidir.
  • Demiryolları kurulmalıdır.
  • İşçilere sendika hakları tanınmalıdır.

2.2.  Aşar Vergisinin Kaldırılması:

Öncelikle aşar vergisi tarım üzerinden alınan bir vergidir. Kelime anlamı itibarıyla aşar, 1/10 anlamına gelmektedir.  1/10 ile 1/20 arasında olmakla birlikte genellikle 1/10 oranı kullanılmıştır. Tarımsal hasıla üzerinden gayrisafi olarak alınmıştır. Dolaysız bir vergidir. Gelir vergisi gibidir. Ayni bir vergidir. Zaman zaman nakdi olarak alınsa da genellikle ayni olarak tahsil edilmiştir. Ayni vergi mal üzerinden alınır. Aşar vergisi toplam vergi gelirinin %25 ini kapsar. Aşar Vergisi  17 Şubat 1925 yılında kaldırılmıştır. Aşar vergisi efektif vergi oranının yüksek olması nedeniyle tarım sektörü üzerinde önemli bir yüktü. Dolayısıyla kaldırılmasındaki temel amaç tarım sektörünün rahatlatılması, ve aynı zamanda vergi yükünün kırsal kesimden kentlere kaydırılmasıdır.  Kurtuluş savaşı sırasında özellikle büyük toprak sahiplerinin verdiği destek bu verginin kaldırılmasıyla ödüllendirilmek istenmiştir. Yeni Türk devletinde tarım sektörünü desteklemeye yönelik olarak Cumhuriyet hükümetinin ilk ve en önemli uygulamasıdır. Savaş sonrası dönemde hızlı iktisadi gelişmede aşarın kaldırılması büyük yarar sağlamıştır. Aşar vergisinin ortadan kalkması sonucu vergi gelirlerinde oluşan azalma diğer vergilerin artırılması yoluyla telafi edilmeye çalışılmıştır.

2.3. Lozan Barış Antlaşması:

Yeni kurulan cumhuriyet ekonomik bağımsızlığını kazanmak zorundaydı. Bu nedenle Lozan’ da kapitülasyonların kaldırılması, boğazlardaki hakimiyetin sağlanması, ve Osmanlı’dan kalan borçların mümkün olduğunca azaltılması/silinmesi amaçlanmıştır. Osmanlı Devletinin vermiş olduğu kapitülasyonlar kaldırılmıştır. boğazlarda Türk hakimiyeti sağlanmış ancak geçen gemilerden vergi alınmayacağı kararlaştırılmıştır. Osmanlıdan kalan borçların %67 si genç cumhuriyete taksitler halinde devredilmiştir. Bu borçların son taksidi de 1957 yılında ödenerek ortadan kaldırılmıştır.

Genel olarak yerli ekonomiye geçilmeye çalışılmış, ekonomik her kesim desteklenmiş, özel kesimin yetersiz olduğu alanlarda devlet devreye girmiştir. Bu dönemde özel kesimin yeteri kadar güçlü olmaması devletin bir çok alanda üretim yapmasını gerektirmiştir. Devletçi bir yapı görülür. Demiryollarının yapılmasıyla şehirler arası ticaret güçlendirilmeye çalışılmış, ekonomik büyüme hedeflenmiştir. Bu dönemlerde devletin ekonomik büyümesi yüksek oranlarda olmuştur.  Bu dönemin sonlarında gerçekleşen 1929 dünya ekonomik buhranı bir dağılmaya sebep olsa da yerli ekonomi olduğu için çok büyük etkiler hissedilmemiştir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*