Kurumlar Vergisinde Mükellefiyet

Kurumlar Vergisinde Mükellefiyet

Kurumlar Vergisinde Mükellefiyet kavramını açıklayabilmek için öncelikle kanuni merkez ve iş merkezi tanımlarını yapmak gerekir. Zira mükellefiyetin tipi bu merkezlerin bulundukları yerlere göre farklılık gösterebilmektedir.

Kanuni Merkez: Kurumların Ana sözleşmelerinde, tüzüklerinde veya kuruluş kanunlarında gösterilen yerdir.

İş Merkezi: Fiili bakımdan işlerin toplandığı ve bu işlerin yönetiminin yapıldığı yerdir.

Tam Mükellefiyet: Kurumlar vergisi mükelleflerinden kanunî merkezi ya da iş merkezi Türkiye’de bulunanlar kurumlar tam mükellefiyete tabidir. Bu kurumlar hem yurtiçi hem de yurtdışı kazançlarının tamamı üzerinden vergilendirilirler.

Dar Mükellefiyet: Kurumlar vergisi mükelleflerinden kanuni ve iş merkezlerinin her ikisi de Türkiye’ de bulunmayanlar  dar mükellef olarak nitelendirilirler. Bu kurumlar sadece yurt içinde elde ettikleri kazançlardan vergilendirilirler.

Kurumlar Vergisi Kanununun 3. Maddesine göre dar mükellefiyette kurum kazançları aşağıdaki kazanç ve iratlardan oluşmaktadır:

  • Vuk hükümlerine uygun olarak Türkiye’de iş yeriveya daimî temsilcisi olan yabancı kurumlar tarafından ilgili iş yerleri veya temsilciler aracılığıyla yapılan işlerden elde edilen ticarî kazançlar
  • Türkiye’de bulunan ziraî işletmeden elde edilen kazançlar,
  • Türkiye’de elde edilen serbest meslek kazançları,
  • Taşınır ve taşınmazlar ile hakların Türkiye’de kiralanmasından elde edilen iratlar,
  • Türkiye’de elde edilen menkul sermaye iratları,
  • Türkiye’de elde edilen diğer kazanç ve iratlar.

Öte yandan kurumların ihraç edilmek üzere Türkiye’de satın aldıkları malları Türkiye’de satmadan yabancı ülkelere göndermeleri nedeniyle doğan kazançlar, Türkiye’de elde edilmiş sayılmazlar. Burada Türkiye’de satmak, alıcı veya satıcının ya da her ikisinin Türkiye’de olması veya satış sözleşmesinin Türkiye’de yapılması anlamına gelmektedir.

Peki Kimler Kurumlar Vergisi Mükellefi sayılırlar?

Kurumlar Vergisi Mükellefleri

Kimlerin Kurumlar Vergisi Mükellefi olduğu Kurumlar Vergisi Kanununun 2. Maddesinde sayılmıştır. Buna göre:

  1. Sermaye Şirketleri: TTK hükümlerine göre kurulmuş olan,
  • Anonim Şirketler
  • Limited Şirketler
  • Sermayesi Paylara Bölünmüş Komandit Şirketler
  • Benzer Nitelikteki Yabancı Kurumlar
  • SPK düzenleme ve denetimine tâbi fonlar ile bu fonlara benzer yabancı fonlar.
  1. Kooperatifler: Kooperatifler Kanunu ve özel kanunlara göre kurulan kooperatifler ve aynı nitelikteki yabancı kooperatifler.
  2. İktisadi Kamu Kuruluşları: Kamu kurum ve idarelerine ait veya bağlı olup, faaliyetleri devamlı bulunan ve birinci ve ikinci fıkralar dışında kalan ticarî, sınaî ve ziraî işletmeler. (Yabancı devletlere, yabancı kamu idare ve kuruluşlarına ait veya bağlı olup, sermaye şirketleri ve kooperatiflerle ilgili üstteki maddeler dışında kalan ticarî, sınaî ve ziraî işletmeler, iktisadî kamu kuruluşu gibi değerlendirilir.)
  3. Dernek ve Vakıflara Ait İktisadi İşletmeler: Dernek veya vakıflara ait veya bağlı olup faaliyetleri sürekli olan ve sermaye şirketleri ile kooperatifler dışında kalan ticarî, sınaî ve ziraî işletmeler ile benzer nitelikteki yabancı işletmeler, dernek veya vakıfların iktisadî işletmelerdir.
  4. İş Ortaklıkları: Üstte yazılı olan kurumların belli bir işi bir arada yapılmasını ortaklaşa yüklenmek ve kazancını paylaşmak amacıyla kurdukları ortaklıklardan bu şekilde mükellefiyet tesis edilmesini talep edenler iş ortaklıklarıdır. İş ortaklıklarının tüzel kişiliklerinin bulunmaması mükellefiyet durumlarını değiştirmez.

Öte yandan Dernek Veya Vakıflara Ait İktisadi İşletmeler ve İktisadi Kamu Kuruluşlarının kazanç amacı bulundurmamaları, gerçekleştirecekleri faaliyetlerin kanunla verilmiş görevler olması, tüzel kişiliklerinin bulunmaması, bağımsız muhasebelerinin ve kendilerine ayrılmış sermayelerinin veya iş yerlerinin olmaması mükellefiyetlerini etkilemeyecektir.

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*