Klasik İktisat Okulu

KLASİK İKTİSAT

     Klasik iktisat okulunun  Adam Smith’in 1776 da yayınlanan ‘Milletlerin Zenginliği’ adlı eseriyle başladığı kabul edilir. Klasik okul, Fizyratlardaki gibi “laisser faire, laissez passer” yani ‘bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler’ ideolojisini devam ettirmişlerdir.

Ekonomik hayatın düzenlenmesinde devlete ihtiyaç olmadığı, piyasa mekanizmasının fiyat mekanizması yardımıyla kusursuz işleyerek bu düzeni sağlayabileceğini öne sürmüştür. J.B. Say tarafından ileri sürülen ve Say Yasası olarak bilinen “Her arz kendi talebini yaratır” sözüyle toplam arzın önemli olduğunu, paranın ve dolayısıyla finansal faktörlerin iktisadi faaliyetlerde etkili olamayacağını savunmuşlardır.

Klasik iktisatçılar, devletin ekonomiye müdahalesinin sınırlı olması gerektiğini savunmuşlardır. Klasik iktisat teorisi arz ağırlıklı bir teoridir, bu yönüyle modern iktisat bilimine dayanak oluşturur. Devlet müdahalesine karşı olduklarından, girişimci gücü olan piyasaya herhangi bir müdahaleye izin vermemişler ve devletin görevlerini çok sınırlamışlardır. Devletin sadece adalet, savunma, güvenlik ve diplomasi görevlerini yerine getirmeleri gerektiğini savunmuşlardır.

Klasik iktisatçılar maliye politikası aracı olarak küçük denk bütçeden yanadırlar. Buna göre bütçe açığı kadar bütçe fazlası da olumsuz karşılanır. Klasik iktisat, iktisat politikası aracı olarak sadece para politikasına önem vermiştir. Ekonomik istikrarsızlık ortaya çıktığında mali politikalar yerine para politikaları (banka rezervlerinin azaltılması, açık piyasa işlemleri gibi) tercih edilmelidir.

Klasik iktisat okulunun varsayımları şu şekilde sıralanabilir;

  • Piyasada tam rekabet koşulları geçerlidir. (Serbest piyasa varsayımı)
  • Ekonomi tam istihdamdadır.
  • Ücret, faiz haddi ve mal fiyatları esnektir.
  • Mahreçler kanunu geçerlidir. Diğer adı Say kanunudur yani ‘her arz kendi talebini yaratır’ görüşü vardır.
  • Sınırlı devlet müdahalesini savunurlar.
  • En önemli üretim faktörü emektir.
  • Tasarruf faizin artan fonksiyonudur.
  • Yatırım faizin azalan fonksiyonudur.
  • Ekonomideki işsizler gönüllü işsizlerdir. Gayri iradi işsizlik yoktur.
  • Ücretler ve fiyatlar esnek olduğu için tüm işsizler iş buluncaya kadar ücretler düşer ve işsizlik ortadan kalkar.
  • Paranın yansız olduğu savunulur.
  • Paranın dolaşım hızı sabittir.
  • Para talebinin faiz esnekliği sıfırdır.
  • Ekonomide para politikası etkindir. Maliye politikası etkin değildir.
  • Para işlem amacıyla talep edilir.
  • Tarafsız maliye anlayışı hakimdir.
  • Parayı sadece mübadele aracı olarak görmüşlerdir.
  • Klasikler, teorilerini kurarken akılcı, tümdengelimci yöntemi izlemişlerdir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*